Sultanahmet ve Çevresi Düzenleme Projesi

  • Mimarlar: Ersen Gürsel (Proje Koordinatörü)
  • Yardımcı Mimarlar: Oya Bekiroğlu (Proje Yürütücüsü Y.Müh.Mim.), Sevgi Türkgenç (Y.Müh.Mim.), İpek Birişmen (Y.Mim.), Mürüvvet Özelgün (Y.Mim.), Zekvan Boren (Mimar)
  • İşveren: T.C. Turizm Bankası
  • Proje Yeri: Sultanahmet, İstanbul
  • Proje Tarihi: 1979
  • Yapım Tarihi: 1980 (Projenin tamamı uygulanamadı.)

Sultanahmet’in kaderini değiştiren Sultanahmet ve Çevresi Düzenleme Projesi için T.C. Turizm Bankası İstanbul Bürosu’nda 1978-1980 yılları arasında detaylı bir çalışma yapıldı. Ersen Gürsel’in koordinatörlüğünde çalışan ekip, Sultanahmet’in bugünkü çehresini belirleyen pekçok önemli kararlar aldı. Projenin uygulaması etap etap devam ederken, 1980 İhtilali ile uygulama durduruldu ve proje tam olarak gerçekleştirilemedi.

1980 Yılında Hazırlanan Proje Raporundan…

Sultanahmet Turizm Planlaması:
Sultanahmet çevresi, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerinde askeri ve coğrafi konumundan ötürü İmparatorluk merkezi yönetimi ile, sosyal merkezi fonksiyonlarını üstlenmiş ve tarih içindeki önemli yerini bugün dahi kaybetmemiş bir alandır. Geçmiş bütün imparatorluklar en önemli yapıtlarını bu alanda inşa etmişlerdir. Bugün Sultanahmet çevresi taşıdığı tarihi değerler yönünden bütünü ile bir abideler müzesi durumundadır.

Bölgenin 1930’lardan sonraki kullanış biçimi, birçok tarihi yapıyı tahrip ederek inşa edilen yeni yönetsel yapılar, çevreyi gittikçe kötü etkileyen yeni fonksiyonlar yoğun araç trafiği, korumanın gereği gibi yapılamaması, yeni yapılaşmanın kontrol altına alınamaması, mali yetersizlikler gibi nedenlerle dünya tarihi içindeki önemine ters düşmektedir.

Bütün olumsuz gelişmelere rağmen Sultanahmet yöresi, bölgede bulunan tarihi eserler, müzeler, eğitim ve kültür yapıları yönünden büyük ölçüde yerli ve yabancı turisti kendine çekmektedir. Yapılan tesbitlere göre, Türkiye’ye gelen turistin %52’si, Trakya girişlerini, %76’sı bu bölgeyi ziyaret etmektedir. Bugün için, bölgede turiste sunulabilen yeme, içme, dinlenme, gezip algılama, konaklama ve alışveriş olanakları yok denecek kadar az ve çok düşük standartlıdır. Müzelerin ziyaret saatleri dışında faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, yeni olanaklar sağlanması, mevcut yapıların (sivil ve resmi) konaklama ve turizm faaliyetlerine olanak veren kullanışlara açılması gerekmektedir. Gündüzleri çok kalabalık olan ve yaşayan bu alan, müzelerin kapanmasından sonra hayatiyetini kaybetmektedir.

Tarihi çevrede yeniden yapılaşma sözkonusu olmadığından, turizm açısından gerekli ve önemli olan, konaklama ve günübirlik hizmetlerinin gerçekleşmesi, ancak mevcut fiziksel yapının olanaklar ölçüsünde fonksiyonları (mevcut kullanış) değişmesiyle sağlanabilecektir. Sınırlı olan bu yenilemenin, turistik konaklama tesisleri yapımına büyük olanak vermediği bir gerçektir.

Bölgeye getirilebilecek konaklama, mevcut eski yapıların otele çevrilmesi (ceza evi örneği) şeklinde gerçekleştirilebilir. Konaklama dışındaki turizm aktiviteleri de yine mevcut yapıların restore edilerek yeni fonksiyon kazandırılması ve gerçekleştirilecek yayalaştırma projesi imkanlarından doğan açık alan kullanışları ile sağlanabilir.

Sultanahmet’te yabancı turistler için çok yönlü bir ortam yaratılması “ana ilke” olarak benimsenmelidir. Daha açık bir deyişle Sultanahmet’te turistlerin ilgisini kolaylıkla çekebilecek nitelikte konaklama kapasitesi, yeme-içme noktaları, alışveriş olanakları, eğlence olanakları (gündüz ve gece) ve Türk özelliklerini yansıtan mimari eserler (Türk evi, hamamı, kahvesi) v.b. yiyecek ve içecekler en uygun biçimde yabancılara sunulmalıdır. Sultanahmet turizm planlaması ve yatırımlarının rantabilitesi kendi ölçeğinde değil, şehir ölçeğindedir. Bu projede dolaylı fayda-maliyet analizleri ön plana çıkmaktadır.

Bugün sadece müzelerin ziyareti şeklinde olan turizm faaliyetini (zaman olarak 1-2 saat), diğer yan hizmetlerle geliştirerek, bu tarihi mekanda günübirlik kullanış süresini artırmaya hedef alan bir düzenleme, projenin amaçlarından en önemlisidir. Bu kullanışa, sınırlı da olsa konaklamanın da eklenmesiyle bölgeden ayrılmadan görmek-yemek-içmek-alışveriş etmek, dinlenmek ve eğlenmek imkanlarına kavuşacaktır. Bu ise Sultanahmet çevresinde veya şehrin başka yerlerinde konaklamakta olan turistlerin bugün sunulan imkanlar dolayısıyla çok kısa olan kalış sürelerini uzatabilecektir. Turizmin çok yönlü gelişmesi, sözü edilen çeşitli aktivitelerin yaratılmasıyla mümkün olabilecektir. Bu aktiviteler, yeterli düzeyde gerçekleştirilemezse turizmin “çoğaltan etkisi” çok sınırlı kalacaktır.

Proje Çalışmaları Bütünü:
Büromuzda yürütülen Sultanahmet Turizm Planı çalışmalarında öncelikle ele alınan konu, 1. etap yayalaştırma ve çevre düzeni projesidir. Bu proje, Ayasofya Meydanı-Bab-ı Hümayun Caddesi-Topkapı Sarayı 1. Avlusu’nun trafikten arındırılmasını içermektedir.

Yayalaştırma Projesi’nin 2. etabı Hipodrom ve Sultanahmet Camii önünü kapsamaktadır. Bu etabın gerçekleştirilmesi Sultanahmet Sahil Yolu bağlantıları arasında bazı kamulaştırmaları gerektirmektedir. Bu kamulaştırmalar gerçekleşirse, taşıt trafiği yeniden düzenlenebilecek ve bu alandaki yoğun yaya trafiği rahatlayacaktır.

Sultanahmet Turizm Planlaması hazırlığı içinde, bölgede mevcut (yer üstü ve yer altı) tarihi eserlerin planlarını ve tescilli binaları içeren 1/1000 ölçekli mülkiyet paftası hazırlanmıştır.

Bütün bu tesbitler çerçevesinde, kamu elindeki bina ve alanların mevcut durumları, mevcut kullanış biçimleri, turizm planlamasına dönük kullanış imkanları ile, işbirliği yapılacak kuruluşlar tesbit edilmiştir.

Bölgenin daha iyi ve yoğun kullanılışı, kamu eli ile yatırım yapılması, konaklamanın otel (Sultanahmet’teki Ceza ve Hukuk Evi) ve pansiyonculuk (Soğuk Çeşme Projesi İTÜ tarafından hazırlanmıştır.) olarak bölgede geliştirilmesi, yeni alışveriş olanaklarının sağlanması eski dokunun imalathane ve iş yerlerine dönüşmesini geriletecek, çevreye turizmi teşvik edici olumlu ve iyileştirici katkılarda bulunacaktır.

Ayasofya dükkanlarının Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı’nın tanıtma ve el sanatları satış yeri ile bir bulvar kahvesine dönüştürülmesi, III. Ahmet Çeşmesi çevresi ile parkın açık kahve, dinlenme ve toplantılar için yeşil alan olarak, Ayasofya Meydanı’nın eskiden olduğu gibi açık kahveler ile gezi toplantı ve gösteri alanı olarak düzenlenmesi halinde bölge turiste hitap edebilecek bir duruma gelecektir.

Arasta’nın el sanatlarının imal ve satışının yapıldığı, diğer dükkanların turistik eşya satış üniteleri olarak değerlendirilmesi, kahvesi ve sebili ile turistik bir çarşı haline getirilmesi. Kabasakal Medresesi’ne yeni bir işlev verilerek lokanta ve çarşıya dönüştürülmesi ile, Bab-ı Hümayun’dan gelen yaya yolunun Arasta’ya bağlantı aksı üzerinde bu kesimin değerlendirilmesi düşünülmektedir. Türkiye Turing Otomobil Kurumu yeniden inşa edeceği Şükrü Paşa Konağı’nın da bu kesim üzerinde olduğu, restorasyonu yakında bitecek olan Ayasofya Hamamı’nın da Türk Hamamı olarak faaliyete gireceği düşünüldüğünde bu aks oldukça cazip ve ilgi çekici bir güzergah olabilecektir.

Bölgedeki eksik fonksiyonların giderilmesi, turistin kalış süresini artırabileceği gibi, çevreyi daha iyi tanımasına ve algılamasına, daha fazla harcama yapmasına imkan hazırlayacaktır.

Hakkında Yazılar:
• “Sultanahmet ve Duvar”, Cumhuriyet Gazetesi, 30 Mayıs 1983
• “İstanbul’un en önemli tarihsel çevresi düzenleniyor ama sorunlar da getirerek”, Cumhuriyet Gazetesi, 14 Haziran 1983
• “Topkapı Sarayı’na giriş-çıkış için neredeyse paraşüt gerekliydi…” Cumhuriyet Gazetesi, 15 Haziran 1983